Kanber, Hz. Ali’nin mahbubu idi ve Ali her yere onu beraberinde götürürdü.
Hz.Ali’nin sofrasını da Kanber açar ve Kanber kapardı ve bu sofra aşk ile açılır ve aşk ile kapanırdı
ve sofrada aşktan başka söz edilmezdi. Kanber, esas itibariyle de cömert idi.
Kanbersiz düğün olmaz sözü de Hz. Ali’nin onu her yere beraberinde götürmesinden kinayedir.

Bektaşiler Âyin-Cem’den sonra kudukları muhabbet sofrasına daAli Sofrası denildiği gibi
(Kanber Sofrası) da derler.
Çünkü, yukarıda da işaret ettiğimiz gibi sofrayı Kanber kurar ve: (Buyurun Ali sofrasına) derdi.

Sofra-i Kanber çekmekten maksat ta insanın kendi kendisinin, kendi aşkını beslemesidir,
fazlaştırmasıdır.

Güzeli yapan aşktır. Aşk olmasa güzel kelimesinin ma’nası kalmaz.

Beslemeye her güzeli
Sofra-i Kanberçekeriz
Verdi bize Pir-i mügân
Dest-i Elest bestemeyan
Amin için şimdi ayan
Sikke-i Hayder çekeriz
Bir güzelin eline biz
İmreniriz rengine biz
Düşmanın cengine biz
Tığ-ı mücevher çekeriz

Kamber:[1] sadık hizmetkar
mahbub:[1] muhabbet, edilen. [2] sevilen, sevilmiş, sevgili,