Fakire bazen sorarlar 1500 yıl önce yaşayan bir zata olan bu sevgin ve düşmanlarına ve yaşadıklarına olan,
her sene unutmadığın bu öfkenin sebebi nedir diye.

Ehlibeyt sevgisi ile daha doğar doğmaz tanışmıştım, küçüklükten beri ailem tarafından damarlarıma şırınga edilmişti.
Bir çocuk için dinlemesi zevkli olan Hz. Ali’nin kahramanlık hikayeleri ile büyümüştüm.
Her birey gibi inanışlarım ve hayranlıklarım önceleri birer taklitten ibaretti.

Hüseyn’i anlamını ise büyüdükçe anladım, ve anladıkça fark ettim ki onun yeri herkesten farklı idi.
Hz. Hüseyin zorbalıkla, kötülükle ve haksızlıkla mücadele etmiş ve bu yolda ölecegini bilerek savaşırken,
iyiliğin kötülükle olan mücadelesinde simgesel bir unsur halini alarak bu durum kişiligi ile de birince,
velhasıl dünya üzerinde senelerce anlamını hiç yitirmeyecek bir olğu haline dönüşmüştür.

Hz. Muhammed’in torunları Hasan ve Hüseyin’in birini sağ birini sol dizine alarak sevdiği söylenir.
Zaman öyle bir hal almıştı ki, zorbalalar palazlanmış, güçlenmiş, fütürsuzlaşmıştı,
alçaklar İslam’a inandıklarını söylüyor, İslam uğrunda savaştıklarını iddia ediyorlar ama İslam Peygamberinin çok sevdiği
torununu katledebilecek hakkı kendilerinde görüyorlardı.

İslam peygamberinin torununu susuzlukla iflah etmeye çalışanlar, karşılarında Hz.Hüseyin ve yanındakilerin ölümüne direnişini buldular,
öleceğini bile bile 5 bin kişilik zalim ordusuna karşı duran 72 yürekli kişi.

Kerbelada yaşananlar iyi ile kötünün savaşı için; kötülügün her türlü zulme ve acımasızlığa başvururken,
iyilerin de ihanet gibi sinsi ve kadim bir düşmanı da karşılarında buldukları
eşitsizliğin her yönü ile iyiler aleyhinde bozulduğu bir vaka olması bakımından en acı örnektir.

Zulmün etkisi öyle büyüktü ki bugün halk arasında bile,
ıssız , hiç bir kaynağın olmadığı bir bölgeye gittiginde insanlar “Kerbela” benzetmesini kullanırlar.

Şüphesiz Kerbela iyiligin kötülüge ve zorbalığa karşı verdigi savaşın ilk yaşandığı yer değildir,
ancak zalimlerin hat safhada acımasız ve zorba davranışlarına karşı yılmadan ölümüne verilen kavganın
tarih sahnesi içindeki önemli bir örneğidir.

Notlar:
Matem’in 7.Günü Akşamı, Hz.Hüseyinin Amcazadesi . Hz.Müslim Bin Akiyl Ve İki Oğlu ;
Muhammed İle İbrahim (yola çıkmadan önce küfe şehrine elçi olarak Hz Hüseyin’in yolladığı ve orada şehid olan zatlar)
için, Erkan Açılıp, Sofra Kurulur.

Günümüzde göçen (vefat eden) kişilerin 7.nci gününde düzenlenen anma ananesinin aslı bu olaya dayanmaktadır.

Matemin 10. Günü Canlar Sabahtan Dergahta Toplanır, Hadikanın Son Bölümü Okunur ,
Mürşidin Önünde Tek Çerağ Konur İmam-ı Hüseyin Efendimizin Şahadetleri okununca Mürşid Çerağı Tekbirle Uyandırır,
üç Tekbirden Sonra Mürşid Hitam-ı Matem Tercümanını Okuyup, Savm-ı Matem’i Bitirir.
Öğlen üstü Sofralar Kurulur, Gülbak-ı çeker. Aşların Hazırlığına Başlanır.
10 gün içinde çeraglar uyandırılırken Çerağ Tercümanın öncesinde “ya imam ya Hüseyin” Okunur..