Gül-ü Hamra(kırmızı gül) her şeyin beğenilenini simgeler.

Fakat, dikkat edilirse her güzel şeyle birlikte
onun zıddı da vardır ve mesela gülün dikeni de vardır ve
gül dikeni ile birlikte güldür.
Bu azdat iledir ki biz her şeyi zıddı ile birlikte fark ederiz ve severiz.
Eğer zıtlar olmasa, fark olmaz, hayat olmaz.

Ve nihayet bütün bunlar yok olucu olduğundan geriye o ma’şukun (Gül-ü Hamra) yani o zatın, yüzünden, ruhundan başka ne kalır?
Şu halde her gördüğümüz,her sevdiğimiz şekilde seveceğimiz şey maddesiyle manasiyle o zat olacaktır;

gülün kırmızı yaprakları veya dudak, göz değildir.
Bütün azdadı ile birlikte o zatı, o nuru seveceğiz.
Maddeler birer vasıtadan başka bir şey değildir.
Biz aslında (x yada y) herhangi bir şeyi seviyoruz derken,
Hak’kı o (x yada y) suretinde seviyoruz diyoruz.

İşte Mecnun, işte Leyla, işte Mevla!